Eski peron alanı ve aynı zamanda son durak olarak kullanılan yer bir nevi gar zaten. Bu fikrin işleyememe sebebi trafik evet bir unsur fakat işletimde de bir sıkıntı var.
Örneğin: merkezi bir yerde olmasına rağmen 7/24 çalışmaması, TM hatların ring olup Alibeyköy’den sadece pik saatlerde veya geceleyin kalkması, önemli tesislerden mahrum olması (büfe, tuvalet gibi), yaya geçidinin hem peronla hem de peronun karşısındaki durakla alakasız bir yerde olup yayaların karşıdan karşıya geçmek için kendilerini araçların önüne atması, çok betonarme olması ve zaten kötü olan avrupa yakasındaki insanların genel ruhiyetini daha da bozması, genel olarak şehrin bir parçasından ziyade çıkıntısını andırması gibi çoğaltılabilir.
Buraya İETT bir tren garıymış gibi davranıp etrafına imkanlar kurmalı. Çünkü çağımızın kalkınma yöntemi toplu taşıma odaklı kalkınma modelidir. İETT doğru yöneticilerle ve İBB, Metro İstanbul gibi kamu kuruluşlarıyla iş birliği yaparak Alibeyköy ve çevresini İstanbul’un en yaşanabilir yerine getirebilir. Mesela tren garları bir şehri geliştirmek için en iyi yoldur. Etraflarında şehir de kurulmuştur AVM de. Alibeyköy’de de böyle olmalı, insanlara buraya sürüklenmiş, araç sahibi olamadığı için çektiği bir eziyet hissiyatı vermemelidir. M7’nin arkadaki çıkışı dediğim şekilde değerlendirilebilir, eski peron alanındaki kaldırıma büfe vs kurulabilir, nereye gittiğini bilmediğim m7’nin altına inen yer park et devam et gibi değerlendirilebilir vs