Linkedin Bora D. İsimli Kullanıcının yazmış olduğu yazı (beğendiğim için paylaştım.)
Hürmüz Boğazı kapatıldığında ne mi olur?
Arabaya yakıt alırken fiyat tabelasına bakıp iç geçiriyoruz ya.. Şimdi o tabeladaki rakamın bir gecede üçe, dörde katlandığını hayal edin. Üstelik sebep bizim vergiler veya döviz kuru değil, haritada yerini bile belki zor bulacağımız 33 kilometrelik bir su yolu: Hürmüz Boğazı.
Burası küresel ekonominin şah damarı, petrol ticaretinin Tahtakale'si. İran, Umman ve BAE arasına sıkışmış bu incecik boğaz tıkanırsa, dünyada dönen tüm çarklar anında durur. Neden mi? Çünkü küresel petrolün beşte biri, yani her gün 17 milyon varil sıvı altın buradan akıyor. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar gibi petrol ağalarının tezgahı tamamen bu kapıya bakıyor; mallarının %90'ı dünyaya buradan açılmak zorunda.
Diyelim ki İran resti çekti ve "Kontağı kapatıyorum, geçişler durdu" dedi. Peki sonra ne olacak?
Önce dünyanın üretim devleri felç geçirecek. Hindistan, petrolünün %85'ini dışarıdan alıyor ve bunun can damarı Hürmüz. Kapı kapanırsa Hindistan ekonomisi şalter indirir, fabrikalar susar, ulaşım çöker. Çin deseniz, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olarak o devasa sanayi çarklarını döndüremez hale gelir; dev fabrikalar, elektriği kesilmiş merdiven altı atölyelere döner. İthal petrole göbekten bağlı Japonya'yı saymıyorum bile.
Sadece alanlar değil, satanlar da yanacak. Suudi Arabistan, deposunda malı çürüyen toptancı misali elindeki petrolü satamayacak duruma düşer. Gelirinin %90'ı bir anda buharlaşınca, o ihtişamlı ekonomi iskambil kağıdından şatolar gibi titremeye başlar. Muhtemelen bu işi çözmek için askeri güç kullanmaktan başka çareleri kalmaz, bu da zaten diken üstündeki Ortadoğu'yu tam bir barut fıçısına çevirir. Komşu Pakistan ise hem resmi petrolünden hem de sınırda el altından çevirdiği İran mazotu ticaretinden olur; ülke kelimenin tam anlamıyla karanlığa gömülür.
İşin ucu dönüp dolaşıp bize ve Avrupa'ya da fena dokunacak. Uzmanlar böyle bir senaryoda petrolün varilinin anında 150 doları aşacağını söylüyor. Bu da demek oluyor ki, küresel çapta devasa bir enflasyon kasırgası hepimizi vuracak. Marketteki peynirden, sabah bindiğimiz dolmuşa, kargoladığımız pakete kadar her şeyin etiketine okkalı bir "geçmiş olsun" zammı yansıyacak.
Dünya ekonomisinin kaderi, 33 kilometrelik bir su yolunda ve oradaki pamuk ipliğine bağlı siyasi dengelerde yazılıyor. O boğazdaki suyun akışı durursa, hepimizin cebinde çıkacak küresel yangını söndürmeye kimsenin gücü yetmeyecek