Adana - Çukurova - Kabasakal, Şambayadı, Esentepe, Karahan, Söğütlü 1. Etap (Otoyol - Karaisalı Yolu kesimi) İmar Gelişmeleri ve Haberleri

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Emir
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Emir

Albay
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ara 2023
Mesajlar
5,698
Beğeni
12,174
Puanları
2,043
1/3
Konu sahibi
Adana'nın son yıllarda konut anlamında gelişmekte olan bölgesi Şambayadı ve Esentepe ile ilgili gelişmeleri bu başlık altında paylaşabilirsiniz.

Bir zamanlar köy olan kabasakal şehrin içinde kalmış.

Bölgenin google uydu görüntülerine göre son durumu:

1765369902168.webp
 
Not: 2024 yılında "Kabasakal, Şambayat İmar sorunu" olarak açılan konu ile karışmaması adına iki konu için de başlıkları düzenledim. Yeni açılan konu imar problemi çözülmüş, inşaat ruhsatları verilen bölgeyi yani Otoyol - Karaisalı yolu arasında kalan alanla ve TOKİ konutlarının yapıldığı Söğütlü Mahallesi ile ilgili, eski konu da imar probleminin tam olarak çözülmediği Karaisalı Yolu - Baraj Gölü arasında kalan alanla ilgili olacak şekilde başlıkları düzenledim.

Adana'nın son yıllarda konut anlamında gelişmekte olan bölgesi Şambayadı ve Esentepe ile ilgili gelişmeleri bu başlık altında paylaşabilirsiniz.

Bir zamanlar köy olan kabasakal şehrin içinde kalmış.

Bölgenin imar planları 1985 yılında yapılmıştı. Adana'ya Mersin yönünden gelirken Şambayadı Mola tesislerini geçince bulunan ilk üst geçit de otoyol inşa edilirken 1985 imar planına göre inşa edilmişti. 1995 yılında bölge imara kapatıldı. 1996 yılında imar planı revize edildi. 2004 yılında Şambayadı TOKİ inşaatı başlayınca imar yolları 1996 planına göre açılmaya başlandı. Yılmaz Güney, Yaşar Kemal ve Demirtaş Ceyhun Bulvarları bu dönemde yapıldı. 1999 - 2007 yılları arasında Karaisalı Yolu da 100. Yıl girişinden Karahan çıkışına kadar bulvara dönüştürülerek Necmettin Erbakan Bulvarı adını aldı. 2011 yılında Adana (Batı) otoyol kavşağı Karahan'a çıkış verecek şekilde yeniden düzenlendi. 1996 planına yapılan çok sayıda itirazın özellikle yoğunluk ve Seyhan İlçesi uygulama imar planı Bahçeşehir ve Sarıhuğlar mahallesi planı ile olan uyumsuzluğuna yönelik olanları kabul edilince bölgedeki imar sorunu iyice gün yüzüne çıktı. Üzerine Seyhan Baraj Gölü çevresinin Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ilan edilmesi ve bu sahanın Kabasakal, Şambayadı ve Karahan mahallelerinin bir kısmını kapsaması sebebiyle imar problemi adeta kangrene dönüştü ve imar yollarının inşaatı durduruldu. Adana (Batı) otoyol kavşağına yapılan, Karahan'a doğrudan bağlantı sağlayan yeni bağlantı kolu da birkaç ay kullanıldıktan sonra trafiğe kapatıldı. 2018 yılında Çukurova Belediyesi'nin ve Büyükşehir Belediyesi'nin girişimleri ile problemler tek tek çözülmeye başlandı. 2022 yılında imar probleminin bir kısmının çözülmesi ile bölgede inşaatlar başladı. 2024 yılında Karaisalı yolu - Otoyol arasındaki alanın uygulama imar planı BŞB meclisinde onaylanarak bölgenin yüksek yoğunluklu imar içeren kısmının imar problemi tamamen çözülmüş oldu.

Bölgede yükselen inşaatlar Kabasakal çevresinde yoğunlaşmış durumda. 1996 planı ile 2024 planları arasında imar yolları hususunda farklılıklar var. Yılmaz Güney Bulvarı'nın güzergahı Kireçocağı tarafında 50 m kuzeye kaydırılıyor. Yapımı 2018 yılında başlayıp yarım kalan Şambayadı otoyol bağlantısının projesi 2024 imar planında değişti. Ek olarak yeni planda Adana (Batı) kavşağı, yonca kavşağa dönüştürülüyor. En önemli değişiklik ise plan bölgesinde Kabasakal girişinden (Karaisalı yolu Çukurova Toroslar Anadolu Lisesi kavşağı) başlayarak Emek konutlarının önünden geçen, ardından Seyhan ilçesine girip M1 AVM'nin hemen arkasından geçerek Yeşiloba TOKİ'ye inen ve Galericiler Sitesi önünden Hal girişine ve D.400 karayoluna bağlanan 35 metrelik bulvarın eklenmesi oldu. Bu bulvarın yapımı birkaç ay önce başladı ve altyapı çalışmaları sürüyor. Son olarak plan bölgesini güneydoğudan kuzeybatıya kat edecek şekilde oldukça uzun bir yeşil koridor da plana eklenerek plan nihai şeklini aldı.

İmar planının son hali bu şekilde:

Ekran görüntüsü 2025-12-11 062026.webp
 
Karaisalı Yolu Kabasakal kavşağından başlayıp Yeşiloba'da bulunan Galericiler Sitesi'nin hemen batısından geçerek D.400 karayoluna ve Vedat Dalokay Hal girişine bağlanacak 35 metrelik imar yolunun Karaisalı Yolu - Yılmaz Güney Bulvarı arasında kalan kesiminin altyapı çalışmaları tamamlandı. Üstyapı çalışmalarının ihalesi ise 23 Aralık tarihinde yapıldı. Fotoğrafı Yılmaz Güney Bulvarından Esentepe istikametine doğru (kuzey yönü) çektim.

Bu imar yolu Kabasakal ve Esentepe Mahallelerinin içinden geçen ana arter olacak. Yol tamamen bitirildiğinde Çukurova ile Seyhan'ın kentsel gelişme alanlarını bağlayan Dr. Sadık Ahmet ve Öğretmenler Bulvarlarından oluşan mevcut ana artere alternatif olacak.

20251219_122527.jpeg
 
Karaisalı Yolu Kabasakal kavşağından başlayıp Yeşiloba'da bulunan Galericiler Sitesi'nin hemen batısından geçerek D.400 karayoluna ve Vedat Dalokay Hal girişine bağlanacak 35 metrelik imar yolunun Karaisalı Yolu - Yılmaz Güney Bulvarı arasında kalan kesiminin altyapı çalışmaları tamamlandı. Üstyapı çalışmalarının ihalesi ise 23 Aralık tarihinde yapıldı. Fotoğrafı Yılmaz Güney Bulvarından Esentepe istikametine doğru (kuzey yönü) çektim.

Bu imar yolu Kabasakal ve Esentepe Mahallelerinin içinden geçen ana arter olacak. Yol tamamen bitirildiğinde Çukurova ile Seyhan'ın kentsel gelişme alanlarını bağlayan Dr. Sadık Ahmet ve Öğretmenler Bulvarlarından oluşan mevcut ana artere alternatif olacak.

Ekli dosyayı görüntüle 98821
Alperen bey merhaba,

Size teşekkür etmek için üye oldum değerli bilgiler için. Önceki mesajınızda da yeşil koridor tarzı bilgi gördüm bölge için. Nasıl bir şey planlanıyor acaba?
Ayrıca bu yolun üst yapı işlerinin ne zaman bitmesi öngörülüyor?
 
Alperen bey merhaba,

Size teşekkür etmek için üye oldum değerli bilgiler için. Önceki mesajınızda da yeşil koridor tarzı bilgi gördüm bölge için. Nasıl bir şey planlanıyor acaba?
Ayrıca bu yolun üst yapı işlerinin ne zaman bitmesi öngörülüyor?
Rica ederim. Söz konusu yeşil koridor alanında, bölgede inşaatlar daha yeni başladığı için henüz bir proje çalışması yok. Sadece planlarda yeri kesinlikle yeşil alan olacak şekilde rezerve edildi. Bölgedeki yapılaşma yoğunluğu ilerleyen yıllarda arttıkça yeşil koridor için proje hazırlanıp uygulamaya konulacaktır. Tahminimce İstanbul'da hayata geçirilen yaşam vadileri gibi uç uca eklenmiş parklardan, korulardan oluşan bir koridor olur.

İmar yolunun ise üstyapı (asfalt ve kaldırım) ihalesi 23 Aralık'ta gerçekleştirildi. İhale sonucu henüz paylaşılmadı. İhale sonucu ilan edilip yükleniciye yer teslimi yapılırsa en geç birkaç ay içinde bitecektir. Normalde Adana'da imar yolları binalar dikildikten sonra açılır. Bu imar yolunu bu kadar çabuk açmalarının sebebi ise ilerleyen dönemde Dr. Sadık Ahmet ve Öğretmenler Bulvarları üzerinde bulunan Adana Koop., Kriminal, M1 AVM ve Kıyıboyu Caddesi kavşaklarının farklı seviyeli kavşağa çevrilecek olması. Detaylarını Adana Büyükşehir Belediyesi Çalışmaları ve Duyurular başlığında paylaşmıştım. Bu projeler yapılırken alternatif yol olarak şu an inşası süren imar yolu kullanılacak.
 
Alperen bey merhaba,

Yolun durumu hakkında güncel bilginiz var mı acaba pek bir çalışma yok gibi. tapantepe yolunda da yeni yapılan villaların yanında bir çalışma var orası da kaldı öyle. Bi sorum da Fuar alanından şambayadı Kabasakala giden yol berbat durumda. Belediye yama yapıp duruyor. Komple yenileme gibi bir aksiyon alınacak mı ?
 
Alperen bey merhaba,

Yolun durumu hakkında güncel bilginiz var mı acaba pek bir çalışma yok gibi. tapantepe yolunda da yeni yapılan villaların yanında bir çalışma var orası da kaldı öyle. Bi sorum da Fuar alanından şambayadı Kabasakala giden yol berbat durumda. Belediye yama yapıp duruyor. Komple yenileme gibi bir aksiyon alınacak mı ?
Merhaba, bölgedeki yol çalışmalarında altyapı işleri büyük ölçüde bitirildi. Üstyapı çalışmaları için ise kışın bitmesini bekliyorlar. Karaisalı Yolunun Fuar Alanı - Karahan arasında kalan kesimi Nisan ayında tamamen asfaltlanarak yenilenecek. Tapantepe Yolu da direkt Adana (Batı) otoyol kavşağına bağlanacak. KGM tarafından otoyol kavşağının yonca kavşağa dönüştürülmesi için birkaç aydır çalışma yürütülüyor. Büyükşehir Belediyesi ise gidiş geliş iki şerit olan yolu dört şeritli bulvara dönüştürmek için çalışma yapıyor.
 
Merhaba, bölgedeki yol çalışmalarında altyapı işleri büyük ölçüde bitirildi. Üstyapı çalışmaları için ise kışın bitmesini bekliyorlar. Karaisalı Yolunun Fuar Alanı - Karahan arasında kalan kesimi Nisan ayında tamamen asfaltlanarak yenilenecek. Tapantepe Yolu da direkt Adana (Batı) otoyol kavşağına bağlanacak. KGM tarafından otoyol kavşağının yonca kavşağa dönüştürülmesi için birkaç aydır çalışma yürütülüyor. Büyükşehir Belediyesi ise gidiş geliş iki şerit olan yolu dört şeritli bulvara dönüştürmek için çalışma yapıyor.
Teşekkür ediyorum elinize sağlık
 
Karaisalı Yolu Kabasakal kavşağından başlayıp Yeşiloba'da bulunan Galericiler Sitesi'nin hemen batısından geçerek D.400 karayoluna ve Vedat Dalokay Hal girişine bağlanacak 35 metrelik imar yolunun Karaisalı Yolu - Yılmaz Güney Bulvarı arasında kalan kesiminin altyapı çalışmaları tamamlandı. Üstyapı çalışmalarının ihalesi ise 23 Aralık tarihinde yapıldı. Fotoğrafı Yılmaz Güney Bulvarından Esentepe istikametine doğru (kuzey yönü) çektim.

Bu imar yolu Kabasakal ve Esentepe Mahallelerinin içinden geçen ana arter olacak. Yol tamamen bitirildiğinde Çukurova ile Seyhan'ın kentsel gelişme alanlarını bağlayan Dr. Sadık Ahmet ve Öğretmenler Bulvarlarından oluşan mevcut ana artere alternatif olacak.

Ekli dosyayı görüntüle 98821
üst yapı çalışamaları hala başlamadı bu yolda. ihale sonuçlanmıştı sanırım acaba ne zaman başlayacak
 
Bugün sosyal medyada buraların dereye dönmesiyle ilgili videolar vardı. Sanırım bol dere yataklarına sahip bir bölgeymiş acaba bu inşaat izinleri nasıl verildi, depremden sonra bile bu yapılaşma nasıl devam etti merak etmekteyim.
 
Konu sahibi
Dereye dönmesi iddiası doğruysa açıkçası pek şaşırmam. Vakti zamanında Kuzey Adana diye pazarlanan yerleşimin depremde geçemediği sınavı görünce şehrin eski yerleşim yerlerinin şuan her ne kadar düzensiz ve virane görünse de belirli bir yönetmeliğe bağlı olarak yapıldığını anlamıştım. Elbette az katlı olmaları da bir neden.

Uydu haritasında şehrin kuzeyindeki o beton ormanına bakınca böyle mi şehirleşmeliydi diye insan soruyor kendi kendine. Başlıkta bahsi geçen bölge de bu doğrultuda ilerleyecek gibi maalesef. Umarım ben yanılırım. Şehirleşme konusunda uzman isimler nerede?

Bakınız şehirleşme konusunda çok uzağa gitmeye gerek yok. Gaziantep'in yeni yerleşim alanından kuşbakışı bir alanı sizlerle paylaşıyorum:

1774818769410.webp
 
Bugün sosyal medyada buraların dereye dönmesiyle ilgili videolar vardı. Sanırım bol dere yataklarına sahip bir bölgeymiş acaba bu inşaat izinleri nasıl verildi, depremden sonra bile bu yapılaşma nasıl devam etti merak etmekteyim.
Sarıçam ile karıştırıyor olmalısınız. Dünkü yağmurda bu başlığın konusu olan bölgede sadece Demirtaş Ceyhun Bulvarında (Sungurbey Anadolu Lisesi'nden Bahçeşehir Mahallesine inen yol) asfaltın bozuk olmasından dolayı su, bulvarın hemen yanındaki dereye akmayıp sağ şeritte gölleniyordu. Bu durum da yolun asfaltının bozuk olmasından dolayı yağmur suyu tahliyesinin tam olarak gerçekleşmemesinden kaynaklanıyor. Yola uygun eğimde asfalt dökülse böyle bir sorun yaşanmayacaktı yani.

WhatsApp Image 2026-03-30 at 00.33.11.webp


Sarıçam'ın dünkü yağışlardaki durumu bu şekildeydi. Bu durumun dere taşması veya dere yatağına yerleşmekle alakası yok. Adana'nın yeni yerleşimlerinde dere yatakları genellikle yeşil alan olarak imar planlarında işaretlenir ve konut yapımına asla izin verilmez. Dere yatağı deyip kestirip atmak asıl sorumluların görevini yapmadan ve oluşturdukları mali zarardan sorumlu tutulmayıp hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmelerini sağlar. Bu durum ara sokaklardan gelen suyun dereye sağlıklı bir şekilde deşarj olmamasından kaynaklanıyor.

Normalde yerleşimlerde plan yapılırken imar yolları yağmur suyu tahliyesini gerçekleştirecek şekilde planlanır. Adana'nın haritasını açıp baktığınızda kuzey - güney doğrultusundaki yollar Seyhan Nehrinin batı yakasında kuzeybatı - güneydoğu ekseninde, nehrin doğu yakasında ise kuzeydoğu - güneybatı ekseninde planlanmıştır. Bu planlamadaki maksat şehrin kuzey bölgelerindeki yavaşça artan rakımın oluşturduğu doğal eğimi ve Seyhan Nehri ile nehirden su alıp Çukurova tarlalarına dağıtan sulama kanalı sistemlerini yağmur suyu tahliyesinde kullanarak altyapı maliyetlerini düşürmektir. Söz konusu düşünce genel olarak bakıldığında ülke ortalamasının üzerinde bir planlama vizyonu sunarken işin detaylarına inildiğinde ortaya çıkan vizyonsuzluğun dik alası faktörler bu plana köstek olmaktadır. Söz konusu faktörleri sıralayacak olursam:

En önemli faktör şehrin temizliğinin hem halk hem de belediye tarafından ihmal edilmesidir. Yukarıda sözünü ettiğim drenaj sistemlerinin kılcal damarları diyebileceğimiz, çoğu sokakta görülebilen yağmur suyu tahliye mazgalları bu ihmal nedeniyle kısmen veya tamamen tıkandığı için işlevini yerine getirememektedir. Belediye ise her kış öncesi yapılması gerekli olan, elinde birkaç düzine bulunan kanal temizleme araçları ile kanal temizliklerini yapması gerekirken bu sezon nedense ihmal edildi. Narlıca Mahallesinde bir sokakta bulunan yağmur suyu tahliye mazgalına koku geliyor diye serilen eski bir araba paspası yüzünden ilk yağmurda sokağı sular altına bıraktığına şahit olduğumdan beri bu temizlik işine üst düzeyde bir önem verilmesi taraftarıyım. Hatta Bolu Belediyesi'nin uyguladığı gibi çevreyi kirleten vatandaşlara ceza kesilmesine de derhal başlanmalıdır.

İkinci faktör ise büyükşehir ve ilçe belediyelerinin şehirdeki yollara gerekli özeni göstermemesidir. Bir yol asfaltlanırken yağışlı havalarda yol zemininde göllenme olmaması için bulvarlarda yolun solu, sağına kıyasla küçük bir miktar daha yüksekte bırakılır. İki yönlü sokaklarda ise yolun orta kesimi sağ ve sola kıyasla daha yüksekte bırakılır. Yağmur suyu altyapısı bulunan yollarda ise yağmur suyu tahliye mazgalları en alçak kotta bırakılarak su tahliyesinin kolaylaştırılması sağlanır. Bu dediklerim suyun drenajına göre dökülen kaliteli asfalt yollar için geçerlidir. Adana'da dökülen asfaltın kalitesi herkesin malumu. Geçen yaz asfaltlanan Alparslan Türkeş Bulvarı gelişigüzel asfaltlandığı için şimdiden dökülmeye başladı bile. Diğer yollarda çukurlar ve yamalar sağ olsun sağlıklı bir su drenajı söz konusu bile olmuyor. Birde her yere atılan gelişigüzel asfalt tümsekler suyun drenajını engelleyerek su baskınlarını içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Öyle ki son yağışlarda ara sokaklar tümseklerin tuttuğu çamur ve çakıl taşları ile doldu. Belediyelerin göz boyama işini bırakıp asfalt işine profesyonel bir şekilde yaklaşması gerekiyor.

Dereye dönmesi iddiası doğruysa açıkçası pek şaşırmam. Vakti zamanında Kuzey Adana diye pazarlanan yerleşimin depremde geçemediği sınavı görünce şehrin eski yerleşim yerlerinin şuan her ne kadar düzensiz ve virane görünse de belirli bir yönetmeliğe bağlı olarak yapıldığını anlamıştım. Elbette az katlı olmaları da bir neden.

Uydu haritasında şehrin kuzeyindeki o beton ormanına bakınca böyle mi şehirleşmeliydi diye insan soruyor kendi kendine. Başlıkta bahsi geçen bölge de bu doğrultuda ilerleyecek gibi maalesef. Umarım ben yanılırım. Şehirleşme konusunda uzman isimler nerede?

Bakınız şehirleşme konusunda çok uzağa gitmeye gerek yok. Gaziantep'in yeni yerleşim alanından kuşbakışı bir alanı sizlerle paylaşıyorum:

Kuzey Adana'da yıkılan ve can kaybı yaşanan binalara bakıldığında sağlam olduğu halde kat maliklerinin veya ticari alan sahiplerinin yasalara aykırı olarak taşıyıcı sisteme müdahalede bulunduğu (kolon ve döşeme kesme faaliyetleri) veya müteahhitleri tarafından tabi oldukları eski deprem yönetmeliklerini bile karşılamayan kalitesiz beton ve yetersiz demir donatı kullandıkları için yıkıldıkları ortaya çıkmıştır. Kuzey Adana'da depremin şehrin diğer yerlerine göre daha şiddetli hissedilmesinin en büyük nedeni ise yanal harekete sebep olan S dalgalarının normalden daha yüksek frekans değerlerine ulaşmasıdır. Yani sorun Kuzey Adana'nın kendisinde, şehir planında değil yıkılan binayı inşa edenlerin ve binayı denetleyenlerin vicdanındadır. Düzensiz ve virane olarak tanımladığınız eski yerleşim yerlerindeki bazı binaların da kat sayıları az olduğu halde beton ve demir kalitelerinin Kuzey Adana'da 6 Şubat'ta yıkılan binalardan pek aşağı kalır yanı yoktur. Bunun sonuçlarını şehir merkezindeki az katlı binalara daha çok zarar veren 1998 depreminde görmüştük. Çünkü sizin anladığınızı iddia ettiğiniz gibi yönetmeliğe bağlı olarak yapılma gibi bir durum söz konusu değil. Eski Adana'daki binaların azımsanmayacak bir kısmı 40-50 yaş aralığındaki, seçimden seçime kat çıkılan gecekondulardan oluşuyor. Bu binaların bırakın yönetmeliğe uymasını profesyonel bir mühendislik hizmeti almamış yapılar olduğu herkesin malumu. Şayet gelecekte 7 büyüklüğünde olması beklenen Ceyhan/Kozan depremi Allah muhafaza gerçekleşirse esas yıkım sözünü ettiğim gecekonduların bulunduğu bölgede olacaktır. Zira bu tip az katlı yapıları yıkma ihtimali daha yüksek olan P dalgaları merkez üsse yaklaştıkça daha yıkıcı olmaktadır. 6 Şubat depreminde Adana'da az katlı binaların neredeyse hiç zarar görmemesinin sebebi bu tip binaları daha çok etkileyen P dalgasının merkez üsse olan uzaklıktan dolayı Adana'ya çok az ulaşmasıdır. Bu durum maalesef halkta az katlı binaların niteliğine bakılmaksızın hepsinin sağlam olması gibi yanlış bir düşünceye sebep oldu. Halbuki gerekli yönetmeliklere riayet edilip denetimler düzgün yapılırsa isterseniz bataklığa gökdelen dikin yine yıkılmaz.

Örnek şehirleşme alanı olarak gösterdiğiniz Gaziantep Akkent'ten pek aşağı kalır yanı olmayan İbrahimli bölgesinde de Adana'dakiler ile aynı sebeplerden can kayıpları ile sonuçlanan yıkımlar yaşandı. Gaziantep Akkent'in Kuzey Adana'dan tek iyi yanı parselasyonunun daha düzenli yapılmış olmasıdır. Onun dışında yeşil alan, yapılaşmanın niteliği gibi konularda hemen hemen aynı özellikleri gösterirler. Kaldı ki Kuzey Adana bu haliyle bile bölgedeki en iyisi olmasa da ülke çapındaki aynı dönemde (1985-1990 dönemi) planlanmış diğer kentsel gelişim alanları ile kıyasladığımızda oldukça iyi durumdadır. Başlık konusu bölge ise ilk mesajlarda paylaştığım plana bakıldığında görüleceği üzere oldukça geniş ve büyük yeşil alanlara, bir de yeşil koridora sahip olacaktır. Ayrıca bu yeşil alanlara sitelerin kendi yeşil alanları dahil değildir.
 
Sarıçam ile karıştırıyor olmalısınız. Dünkü yağmurda bu başlığın konusu olan bölgede sadece Demirtaş Ceyhun Bulvarında (Sungurbey Anadolu Lisesi'nden Bahçeşehir Mahallesine inen yol) asfaltın bozuk olmasından dolayı su, bulvarın hemen yanındaki dereye akmayıp sağ şeritte gölleniyordu. Bu durum da yolun asfaltının bozuk olmasından dolayı yağmur suyu tahliyesinin tam olarak gerçekleşmemesinden kaynaklanıyor. Yola uygun eğimde asfalt dökülse böyle bir sorun yaşanmayacaktı yani.

Ekli dosyayı görüntüle 130774

Sarıçam'ın dünkü yağışlardaki durumu bu şekildeydi. Bu durumun dere taşması veya dere yatağına yerleşmekle alakası yok. Adana'nın yeni yerleşimlerinde dere yatakları genellikle yeşil alan olarak imar planlarında işaretlenir ve konut yapımına asla izin verilmez. Dere yatağı deyip kestirip atmak asıl sorumluların görevini yapmadan ve oluşturdukları mali zarardan sorumlu tutulmayıp hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmelerini sağlar. Bu durum ara sokaklardan gelen suyun dereye sağlıklı bir şekilde deşarj olmamasından kaynaklanıyor.

Normalde yerleşimlerde plan yapılırken imar yolları yağmur suyu tahliyesini gerçekleştirecek şekilde planlanır. Adana'nın haritasını açıp baktığınızda kuzey - güney doğrultusundaki yollar Seyhan Nehrinin batı yakasında kuzeybatı - güneydoğu ekseninde, nehrin doğu yakasında ise kuzeydoğu - güneybatı ekseninde planlanmıştır. Bu planlamadaki maksat şehrin kuzey bölgelerindeki yavaşça artan rakımın oluşturduğu doğal eğimi ve Seyhan Nehri ile nehirden su alıp Çukurova tarlalarına dağıtan sulama kanalı sistemlerini yağmur suyu tahliyesinde kullanarak altyapı maliyetlerini düşürmektir. Söz konusu düşünce genel olarak bakıldığında ülke ortalamasının üzerinde bir planlama vizyonu sunarken işin detaylarına inildiğinde ortaya çıkan vizyonsuzluğun dik alası faktörler bu plana köstek olmaktadır. Söz konusu faktörleri sıralayacak olursam:

En önemli faktör şehrin temizliğinin hem halk hem de belediye tarafından ihmal edilmesidir. Yukarıda sözünü ettiğim drenaj sistemlerinin kılcal damarları diyebileceğimiz, çoğu sokakta görülebilen yağmur suyu tahliye mazgalları bu ihmal nedeniyle kısmen veya tamamen tıkandığı için işlevini yerine getirememektedir. Belediye ise her kış öncesi yapılması gerekli olan, elinde birkaç düzine bulunan kanal temizleme araçları ile kanal temizliklerini yapması gerekirken bu sezon nedense ihmal edildi. Narlıca Mahallesinde bir sokakta bulunan yağmur suyu tahliye mazgalına koku geliyor diye serilen eski bir araba paspası yüzünden ilk yağmurda sokağı sular altına bıraktığına şahit olduğumdan beri bu temizlik işine üst düzeyde bir önem verilmesi taraftarıyım. Hatta Bolu Belediyesi'nin uyguladığı gibi çevreyi kirleten vatandaşlara ceza kesilmesine de derhal başlanmalıdır.

İkinci faktör ise büyükşehir ve ilçe belediyelerinin şehirdeki yollara gerekli özeni göstermemesidir. Bir yol asfaltlanırken yağışlı havalarda yol zemininde göllenme olmaması için bulvarlarda yolun solu, sağına kıyasla küçük bir miktar daha yüksekte bırakılır. İki yönlü sokaklarda ise yolun orta kesimi sağ ve sola kıyasla daha yüksekte bırakılır. Yağmur suyu altyapısı bulunan yollarda ise yağmur suyu tahliye mazgalları en alçak kotta bırakılarak su tahliyesinin kolaylaştırılması sağlanır. Bu dediklerim suyun drenajına göre dökülen kaliteli asfalt yollar için geçerlidir. Adana'da dökülen asfaltın kalitesi herkesin malumu. Geçen yaz asfaltlanan Alparslan Türkeş Bulvarı gelişigüzel asfaltlandığı için şimdiden dökülmeye başladı bile. Diğer yollarda çukurlar ve yamalar sağ olsun sağlıklı bir su drenajı söz konusu bile olmuyor. Birde her yere atılan gelişigüzel asfalt tümsekler suyun drenajını engelleyerek su baskınlarını içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Öyle ki son yağışlarda ara sokaklar tümseklerin tuttuğu çamur ve çakıl taşları ile doldu. Belediyelerin göz boyama işini bırakıp asfalt işine profesyonel bir şekilde yaklaşması gerekiyor.



Kuzey Adana'da yıkılan ve can kaybı yaşanan binalara bakıldığında sağlam olduğu halde kat maliklerinin veya ticari alan sahiplerinin yasalara aykırı olarak taşıyıcı sisteme müdahalede bulunduğu (kolon ve döşeme kesme faaliyetleri) veya müteahhitleri tarafından tabi oldukları eski deprem yönetmeliklerini bile karşılamayan kalitesiz beton ve yetersiz demir donatı kullandıkları için yıkıldıkları ortaya çıkmıştır. Kuzey Adana'da depremin şehrin diğer yerlerine göre daha şiddetli hissedilmesinin en büyük nedeni ise yanal harekete sebep olan S dalgalarının normalden daha yüksek frekans değerlerine ulaşmasıdır. Yani sorun Kuzey Adana'nın kendisinde, şehir planında değil yıkılan binayı inşa edenlerin ve binayı denetleyenlerin vicdanındadır. Düzensiz ve virane olarak tanımladığınız eski yerleşim yerlerindeki bazı binaların da kat sayıları az olduğu halde beton ve demir kalitelerinin Kuzey Adana'da 6 Şubat'ta yıkılan binalardan pek aşağı kalır yanı yoktur. Bunun sonuçlarını şehir merkezindeki az katlı binalara daha çok zarar veren 1998 depreminde görmüştük. Çünkü sizin anladığınızı iddia ettiğiniz gibi yönetmeliğe bağlı olarak yapılma gibi bir durum söz konusu değil. Eski Adana'daki binaların azımsanmayacak bir kısmı 40-50 yaş aralığındaki, seçimden seçime kat çıkılan gecekondulardan oluşuyor. Bu binaların bırakın yönetmeliğe uymasını profesyonel bir mühendislik hizmeti almamış yapılar olduğu herkesin malumu. Şayet gelecekte 7 büyüklüğünde olması beklenen Ceyhan/Kozan depremi Allah muhafaza gerçekleşirse esas yıkım sözünü ettiğim gecekonduların bulunduğu bölgede olacaktır. Zira bu tip az katlı yapıları yıkma ihtimali daha yüksek olan P dalgaları merkez üsse yaklaştıkça daha yıkıcı olmaktadır. 6 Şubat depreminde Adana'da az katlı binaların neredeyse hiç zarar görmemesinin sebebi bu tip binaları daha çok etkileyen P dalgasının merkez üsse olan uzaklıktan dolayı Adana'ya çok az ulaşmasıdır. Bu durum maalesef halkta az katlı binaların niteliğine bakılmaksızın hepsinin sağlam olması gibi yanlış bir düşünceye sebep oldu. Halbuki gerekli yönetmeliklere riayet edilip denetimler düzgün yapılırsa isterseniz bataklığa gökdelen dikin yine yıkılmaz.

Örnek şehirleşme alanı olarak gösterdiğiniz Gaziantep Akkent'ten pek aşağı kalır yanı olmayan İbrahimli bölgesinde de Adana'dakiler ile aynı sebeplerden can kayıpları ile sonuçlanan yıkımlar yaşandı. Gaziantep Akkent'in Kuzey Adana'dan tek iyi yanı parselasyonunun daha düzenli yapılmış olmasıdır. Onun dışında yeşil alan, yapılaşmanın niteliği gibi konularda hemen hemen aynı özellikleri gösterirler. Kaldı ki Kuzey Adana bu haliyle bile bölgedeki en iyisi olmasa da ülke çapındaki aynı dönemde (1985-1990 dönemi) planlanmış diğer kentsel gelişim alanları ile kıyasladığımızda oldukça iyi durumdadır. Başlık konusu bölge ise ilk mesajlarda paylaştığım plana bakıldığında görüleceği üzere oldukça geniş ve büyük yeşil alanlara, bir de yeşil koridora sahip olacaktır. Ayrıca bu yeşil alanlara sitelerin kendi yeşil alanları dahil değildir.
Alperen bey merhaba,

Öncelikle Adana hakkında yazdığınız her kelimeyi makale niteliğinde keyif alarak okuduğumu belirtmek istiyorum, bilgi donanımızı paylaştığınız için tekrar teşekkür ederim.

Aslında mesajımda bahsettiğim dere yatağı konumu tam olarak da Esentepe tarafı içindi, hazır deprem konusu açılmışken sizce o konumdaki konurlar (deprem zamanı veya sonrasında inşaatı başlamış olanlar) güvenli mi?

Belediye konusu da hazır açılmışken tamamen siyasetten ve partilerden bağımsız sormamın mahsuru olmaz ise; Adana belediyesi’ndeki artık herkesin malumu genel yetersizliğin sebebini merak etmekteyim.
Yaptıkları veya yapmadıkları şeyler, kurumsal iletişim dilleri, bir çok konu bana artık komik gelmeye başladı.

Üst kademeden kaynaklı bir konu mu, bütçe mi yetersiz geliyor, yoksa tamamen bir vizyonsuzluk mu. Sorum siyasetten tamamen bağımsızdır. Özellikle Mersin belediyesinin çalışmalarını severek takip eden biriyim.
 
Alperen bey merhaba,

Öncelikle Adana hakkında yazdığınız her kelimeyi makale niteliğinde keyif alarak okuduğumu belirtmek istiyorum, bilgi donanımızı paylaştığınız için tekrar teşekkür ederim.

Aslında mesajımda bahsettiğim dere yatağı konumu tam olarak da Esentepe tarafı içindi, hazır deprem konusu açılmışken sizce o konumdaki konurlar (deprem zamanı veya sonrasında inşaatı başlamış olanlar) güvenli mi?

Belediye konusu da hazır açılmışken tamamen siyasetten ve partilerden bağımsız sormamın mahsuru olmaz ise; Adana belediyesi’ndeki artık herkesin malumu genel yetersizliğin sebebini merak etmekteyim.
Yaptıkları veya yapmadıkları şeyler, kurumsal iletişim dilleri, bir çok konu bana artık komik gelmeye başladı.

Üst kademeden kaynaklı bir konu mu, bütçe mi yetersiz geliyor, yoksa tamamen bir vizyonsuzluk mu. Sorum siyasetten tamamen bağımsızdır. Özellikle Mersin belediyesinin çalışmalarını severek takip eden biriyim.
Rica ederim. Elimden geldiği, bilgimin yettiği kadarını yazmaya çalışıyorum.

Bahsettiğiniz dere yatağı tam olarak Demirtaş Ceyhun Bulvarı paralelinde kalıyor yani aynı yerden bahsediyoruz. Bu çevredeki konutlar genellikle lüks konutlardan oluşuyor. Özellikle Sungurbey Anadolu Lisesi çevresindeki konutlar oldukça yüksek fiyatlara satışa sunulmuş. Ben şahsen yüzde 100 güvenlidir desem buna dayanak sunamam ama şöyle bir tahminde bulunabilirim. O bölgede inşa edilen sitelerin bazılarında hamam, sauna, mini golf sahası gibi üst seviye imkanlar var. Bunlara para harcayan müteahhitlerin açıkçası malzemeden çalabileceklerine pek ihtimal vermiyorum diyebilirim.

Belediye konusunu yakın zamanda buradaki başlıkta ayrıca ele alacağım. Çünkü sözünü ettiğiniz genel yetersizliğin sebebi çok uzun bir konu fakat kısaca özetleyip bu başlığın konusundan sapmadan burada kapatalım. Zeydan Karalar görevden uzaklaştırılınca ister istemez büyükşehir ve ilçe belediyelerindeki ağırlığı azaldı. Bu durum belediyenin icraatlarına ve halkla olan iletişimine de yansıdı. Genel olarak ülkemizde uzun süredir görev yapan herhangi bir kademedeki yönetici, görevinden bir şekilde ayrıldığında geçiş süreci oldukça sancılı oluyor. Umarım anlatabilmişimdir.

Son olarak sözünü ettiğiniz dere yatağı son birkaç aydır ASKİ tarafından ıslah edilerek yağmur suyu tahliye hattına dönüştürülüyordu. Yağışlar başlayınca çalışmalar mecburen durdu.

Ekran görüntüsü 2026-03-30 234151.webp
 
Geri
Üst Alt