Sarıçam ile karıştırıyor olmalısınız. Dünkü yağmurda bu başlığın konusu olan bölgede sadece Demirtaş Ceyhun Bulvarında (Sungurbey Anadolu Lisesi'nden Bahçeşehir Mahallesine inen yol) asfaltın bozuk olmasından dolayı su, bulvarın hemen yanındaki dereye akmayıp sağ şeritte gölleniyordu. Bu durum da yolun asfaltının bozuk olmasından dolayı yağmur suyu tahliyesinin tam olarak gerçekleşmemesinden kaynaklanıyor. Yola uygun eğimde asfalt dökülse böyle bir sorun yaşanmayacaktı yani.
Ekli dosyayı görüntüle 130774
Sarıçam'ın dünkü yağışlardaki durumu bu şekildeydi. Bu durumun dere taşması veya dere yatağına yerleşmekle alakası yok. Adana'nın yeni yerleşimlerinde dere yatakları genellikle yeşil alan olarak imar planlarında işaretlenir ve konut yapımına asla izin verilmez. Dere yatağı deyip kestirip atmak asıl sorumluların görevini yapmadan ve oluşturdukları mali zarardan sorumlu tutulmayıp hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmelerini sağlar. Bu durum ara sokaklardan gelen suyun dereye sağlıklı bir şekilde deşarj olmamasından kaynaklanıyor.
Normalde yerleşimlerde plan yapılırken imar yolları yağmur suyu tahliyesini gerçekleştirecek şekilde planlanır. Adana'nın haritasını açıp baktığınızda kuzey - güney doğrultusundaki yollar Seyhan Nehrinin batı yakasında kuzeybatı - güneydoğu ekseninde, nehrin doğu yakasında ise kuzeydoğu - güneybatı ekseninde planlanmıştır. Bu planlamadaki maksat şehrin kuzey bölgelerindeki yavaşça artan rakımın oluşturduğu doğal eğimi ve Seyhan Nehri ile nehirden su alıp Çukurova tarlalarına dağıtan sulama kanalı sistemlerini yağmur suyu tahliyesinde kullanarak altyapı maliyetlerini düşürmektir. Söz konusu düşünce genel olarak bakıldığında ülke ortalamasının üzerinde bir planlama vizyonu sunarken işin detaylarına inildiğinde ortaya çıkan vizyonsuzluğun dik alası faktörler bu plana köstek olmaktadır. Söz konusu faktörleri sıralayacak olursam:
En önemli faktör şehrin temizliğinin hem halk hem de belediye tarafından ihmal edilmesidir. Yukarıda sözünü ettiğim drenaj sistemlerinin kılcal damarları diyebileceğimiz, çoğu sokakta görülebilen yağmur suyu tahliye mazgalları bu ihmal nedeniyle kısmen veya tamamen tıkandığı için işlevini yerine getirememektedir. Belediye ise her kış öncesi yapılması gerekli olan, elinde birkaç düzine bulunan kanal temizleme araçları ile kanal temizliklerini yapması gerekirken bu sezon nedense ihmal edildi. Narlıca Mahallesinde bir sokakta bulunan yağmur suyu tahliye mazgalına koku geliyor diye serilen eski bir araba paspası yüzünden ilk yağmurda sokağı sular altına bıraktığına şahit olduğumdan beri bu temizlik işine üst düzeyde bir önem verilmesi taraftarıyım. Hatta Bolu Belediyesi'nin uyguladığı gibi çevreyi kirleten vatandaşlara ceza kesilmesine de derhal başlanmalıdır.
İkinci faktör ise büyükşehir ve ilçe belediyelerinin şehirdeki yollara gerekli özeni göstermemesidir. Bir yol asfaltlanırken yağışlı havalarda yol zemininde göllenme olmaması için bulvarlarda yolun solu, sağına kıyasla küçük bir miktar daha yüksekte bırakılır. İki yönlü sokaklarda ise yolun orta kesimi sağ ve sola kıyasla daha yüksekte bırakılır. Yağmur suyu altyapısı bulunan yollarda ise yağmur suyu tahliye mazgalları en alçak kotta bırakılarak su tahliyesinin kolaylaştırılması sağlanır. Bu dediklerim suyun drenajına göre dökülen kaliteli asfalt yollar için geçerlidir. Adana'da dökülen asfaltın kalitesi herkesin malumu. Geçen yaz asfaltlanan Alparslan Türkeş Bulvarı gelişigüzel asfaltlandığı için şimdiden dökülmeye başladı bile. Diğer yollarda çukurlar ve yamalar sağ olsun sağlıklı bir su drenajı söz konusu bile olmuyor. Birde her yere atılan gelişigüzel asfalt tümsekler suyun drenajını engelleyerek su baskınlarını içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Öyle ki son yağışlarda ara sokaklar tümseklerin tuttuğu çamur ve çakıl taşları ile doldu. Belediyelerin göz boyama işini bırakıp asfalt işine profesyonel bir şekilde yaklaşması gerekiyor.
Kuzey Adana'da yıkılan ve can kaybı yaşanan binalara bakıldığında sağlam olduğu halde kat maliklerinin veya ticari alan sahiplerinin yasalara aykırı olarak taşıyıcı sisteme müdahalede bulunduğu (kolon ve döşeme kesme faaliyetleri) veya müteahhitleri tarafından tabi oldukları eski deprem yönetmeliklerini bile karşılamayan kalitesiz beton ve yetersiz demir donatı kullandıkları için yıkıldıkları ortaya çıkmıştır. Kuzey Adana'da depremin şehrin diğer yerlerine göre daha şiddetli hissedilmesinin en büyük nedeni ise yanal harekete sebep olan S dalgalarının normalden daha yüksek frekans değerlerine ulaşmasıdır. Yani sorun Kuzey Adana'nın kendisinde, şehir planında değil yıkılan binayı inşa edenlerin ve binayı denetleyenlerin vicdanındadır. Düzensiz ve virane olarak tanımladığınız eski yerleşim yerlerindeki bazı binaların da kat sayıları az olduğu halde beton ve demir kalitelerinin Kuzey Adana'da 6 Şubat'ta yıkılan binalardan pek aşağı kalır yanı yoktur. Bunun sonuçlarını şehir merkezindeki az katlı binalara daha çok zarar veren 1998 depreminde görmüştük. Çünkü sizin anladığınızı iddia ettiğiniz gibi yönetmeliğe bağlı olarak yapılma gibi bir durum söz konusu değil. Eski Adana'daki binaların azımsanmayacak bir kısmı 40-50 yaş aralığındaki, seçimden seçime kat çıkılan gecekondulardan oluşuyor. Bu binaların bırakın yönetmeliğe uymasını profesyonel bir mühendislik hizmeti almamış yapılar olduğu herkesin malumu. Şayet gelecekte 7 büyüklüğünde olması beklenen Ceyhan/Kozan depremi Allah muhafaza gerçekleşirse esas yıkım sözünü ettiğim gecekonduların bulunduğu bölgede olacaktır. Zira bu tip az katlı yapıları yıkma ihtimali daha yüksek olan P dalgaları merkez üsse yaklaştıkça daha yıkıcı olmaktadır. 6 Şubat depreminde Adana'da az katlı binaların neredeyse hiç zarar görmemesinin sebebi bu tip binaları daha çok etkileyen P dalgasının merkez üsse olan uzaklıktan dolayı Adana'ya çok az ulaşmasıdır. Bu durum maalesef halkta az katlı binaların niteliğine bakılmaksızın hepsinin sağlam olması gibi yanlış bir düşünceye sebep oldu. Halbuki gerekli yönetmeliklere riayet edilip denetimler düzgün yapılırsa isterseniz bataklığa gökdelen dikin yine yıkılmaz.
Örnek şehirleşme alanı olarak gösterdiğiniz Gaziantep Akkent'ten pek aşağı kalır yanı olmayan İbrahimli bölgesinde de Adana'dakiler ile aynı sebeplerden can kayıpları ile sonuçlanan yıkımlar yaşandı. Gaziantep Akkent'in Kuzey Adana'dan tek iyi yanı parselasyonunun daha düzenli yapılmış olmasıdır. Onun dışında yeşil alan, yapılaşmanın niteliği gibi konularda hemen hemen aynı özellikleri gösterirler. Kaldı ki Kuzey Adana bu haliyle bile bölgedeki en iyisi olmasa da ülke çapındaki aynı dönemde (1985-1990 dönemi) planlanmış diğer kentsel gelişim alanları ile kıyasladığımızda oldukça iyi durumdadır. Başlık konusu bölge ise ilk mesajlarda paylaştığım plana bakıldığında görüleceği üzere oldukça geniş ve büyük yeşil alanlara, bir de yeşil koridora sahip olacaktır. Ayrıca bu yeşil alanlara sitelerin kendi yeşil alanları dahil değildir.