PAZARCIK'IN 1933'TE GAZİANTEP'E BAĞLANMA SEBEBİ:
*(Kaynak: KÖSE, Resul, (2021), “Cumhuriyet Dönemi'nde Maraş'ın Bazı Sosyal Sorunları ve Çözüm Yolları (1939-1950)”, Belgi Dergisi,
S.22, Pamukkale Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayını, Yaz 2021/II, ss. 377-398.)
* Makalenin konu ile ilgili önemli kısımlarını alıyorum.
* Maraş’ta çalışma dönemimizdeki en önemli sosyal sorunlardan biri kanaatimizce şehrin ileri gelen ailelerinin halk üzerinde kurduğu baskıydı. Maraş milletvekillerinin 1938 yılında ortaklaşa hazırladıkları rapora göre bu tarihte “Maraş’ta çok zengin bir kaç aile ve çok fakir koca bir kitle vardı.” Bu aileler arasında, Kadızadeler, Bayezitzadeler, Kısakürekzadeler, Öksüzzadeler, Şişmanzadeler, Nazifzadeler, İşbahzadeler, Sarıfakızadeler, Şirikçizadeler ve Çiftçizadeler ön sıralarda yer almaktaydı.
* Maraş’taki sosyal kavgaların en önemli sebebi çeltik sulama sorunuydu....(Parti Müfettişi Mitat Aydın’ın 12 Haziran 1940 tarihli raporuna göre Maraş’ın yegâne para eden ziraatı pirinç işi idi. Pirinç ziraatı çok fazla suya ihtiyaç duyduğundan su yetersizliğinden dolayı Maraşlıların aralarında daima ihtilaf vardı...)
* Bu ailelerin sebep olduğu sosyal sorunlara çeltik ekiminden ya da sulamadan kaynaklı yaşanan kavgalar örnek olarak verilebilir. 1932 yılında Sular Fen Heyeti Reisi Muavini Mühendis Necip Bey tarafından hazırlanan raporda Maraş’ın büyük dertlerinden biri olarak Pazarcık ile Gâvur Gölü arasındaki Aksu Vadisi’ndeki mevcut sulama tesisatının fenni esaslar dâhilinde kullanılmamasının ortaya çıkardığı sorunlara değinilirken bu sorunlardan biri olarak da bölgedeki mütegallibe baskısı gösterilmişti. Rapora göre sulama kanalları vaktiyle mütegallibeler marifetiyle güzergâhtaki tarla sahiplerinin şahsi mülkiyetlerine ehemmiyet verilmeyerek zorla ellerinden alınıp tapuya kaydettirilmiş, bazı tarla sahiplerinin ise sulama hakları resmi kayıtlarla tasdik edilmiş olduğu halde
babadan evlada intikal eden bu hak da o günlerde bizzat mevcut mütegallibeler elinde “oyuncak olmuştu.” Bu mütegallibeler istedikleri tarlalara su veriyorlar, istemediklerine vermiyorlardı. Hükümet güçleri ise sulama devrinde köylü ile mütegallibeler arasındaki “kanlı arbedelerin” halline çalışıyordu. Bir de o dönemde su ihtiyacı çok fazla olan artan pirinç üretimi, köylü ile mütegallibe arasındaki husumeti daha da arttırmıştı. Köylü resmi kayıtlarla hakkı olan ve tarlasından geçen suyu alamayınca mütegallibe cüzi bir ücret karşılığında bu arazinin işletmesini köylüden “bin bir hile ile almakta” idi. Bu da köylüyü sefalete sürüklüyordu. Sulama devrinde mütegallibeden çekinmeyen köylünün şikâyeti ile mahalli hükûmet, su başına bir jandarma göndererek sorunu çözebilirdi. Ancak bunun tatbiki pek mümkün olmamıştır. Çünkü jandarma daha uzaklaşmadan mütegallibe suyu kesmekteydi. Rapor sahibi Necib Bey, bu sorunun çözülmesi için buradaki sulamaya Hükûmetin vaziyet etmesi, bu gibi mahallerde bir sulama idaresinin kurulması ve buna gerekli kanunlar konulmak suretiyle su kullanımının mütegallibeler elinden alınarak Hükûmete ve köylüye mal edilmesinin lazım geldiğini ifade etmişti.
* Bu aileler arasında en etkili olanı Kadızadeler idi. Aileler arasında çatışmanın ana merkezinde vilayet parti örgütüne hâkim olma çabası vardı. Kadızadeler hem parti yönetimi hem belediye başkanlığı hem de milletvekilliği gibi önemli siyasi ve idari görevleri ellerinde bulundurmaktaydı...
* Parti Müfettişi Konya Milletvekili Hamdi Bey tarafından 30 Mart 1933 tarihli rapora göre bu aile hakkındaki en önemli şikâyet konularından biri devlet tarafından halka tahsis edilen harkların (Su kanalı) ele geçirilmesi ve halka kullandırılmamasıydı. Yine emval-i metruke malları satışa çıktığında halk bu aile korkusundan satışa dâhil olamamış ve birçok arazi bu aile tarafından düşük bir bedelle satın alınmıştı.
*** Bu aile, o yıllarda Maraş’ın idari yapısında değişiklik yapılmasına dahi sebep olmuştu. Pazarcık, her ne kadar coğrafi ve iktisadi gerekçelerle 20 Mayıs 1933 tarih ve 2197 sayılı kanunla Maraş’tan alınmış ve Gaziantep’e bağlanmış olsa da Maraş Milletvekili Hasan Reşit Tankut’un hazırladığı 10 Kasım 1943 tarihli bir rapora göre Pazarcık’ın Gaziantep’e verilmesinde “umumi idare heyetince görülen o günkü sebep, yine bu aileler zıddiyeti
ve Parti nüfuzunu kötüye kullanmak idi. Pazarcık’ta büyük ölçüde pirinç ziraatı yapan Kadızadelerin bu yüzden nüfuz kazandıkları sanılıyordu.”
Yine 24 Ocak 1944 tarihinde Maraş Milletvekili Rasih Kaplan, Pazarcık kazasının tekrardan Maraş’a bağlanmasının gerekçelerini anlatırken Tokat Milletvekili Nazım Poroy’un araya girerek “niye Gaziantep’e bağlamışlar” şeklinde sorduğu soruya Kaplan şu cevabı vermişti: “Allah bilir, sebebini iyi bilmiyorum. Fakat diyorlar ki; orada bir çiftlik sahibi varmış, zulmedermiş. Devlet zulmedenin zulmünü menedemez mi? Niçin onun zulmüne mâni olamamış? Sebep bu imiş.” diyerek Tankut’un raporunu teyit etmektedir....
*** ÖZETLE ÇELTİK SULAMASINDA NÜFUZLU AİLELER HALKA ZORLUK ÇIKARIYOR, FAKİR KİTLE MECBUR İRGATLIK YAPMAK ZORUNDA KALIYOR, BAZI AİLELER SÜREKLİ GÜÇ KAZANIYOR, NÜFUZLU AİLELER ARASINDA GÜÇ ÇEKİŞMESİ OLUYOR, BU AİLELERİN ÖNÜNÜ KESMEK İÇİN PAZARCIK GAZİANTEP'E BAĞLANIYOR.
*** NİTEKİMDE AKABİNDE NARLI OVASINDA (MİZMİLLİ BATAKLIĞI) KURUTULARAK HALKA DAĞITILIYOR. (GAVUR GÖLÜ BATAKLIĞI DA)