Geçen yaz Aydın’a gittiğimde açıkçası “İncir işte” diyordum. Daha önce marketten aldığım kuru incirlerle çok da özel bir bağ kurmuşluğum yoktu. Ama orada bir köy kahvesinde çayın yanında önüme küçük bir tabakta Aydın inciri koyduklarında fikrim biraz değişti.
“Bu Aydın’ın sarılop inciri” dediler. Daha ilk bakışta rengi dikkat çekiciydi; açık kehribar tonu, hafif buruşuk ama dolgun bir görüntü. Elime aldığımda düşündüğümden daha yumuşaktı. Isırdığım an dışı ince kabuklu ama içi yoğun, bal gibi bir aromayla doluydu. Şekerli ama baymayan bir tat. Hani bazı kuru incirler sert olur, çiğnerken yorulursunuz ya; bunda öyle bir durum yoktu. Lifli ama rahatsız etmeyen bir dokusu vardı.
Peki gerçekten farkı var mı, yoksa bulunduğu yerde yemenin psikolojik etkisi mi?
Objektif değerlendirmeye çalışırsam birkaç noktada ayrışıyor:
Aydın’ın Büyük Menderes havzası hem sıcak hem de nem dengesi açısından incir için çok uygun. Gündüz sıcak, gece nispeten serin. Bu da meyvenin şeker oranını artırırken aromayı da yoğunlaştırıyor deniyor. Tattığım incirde gerçekten belirgin bir aroma derinliği vardı.
Türkiye’de en çok ihraç edilen incir türü sarılop. İnce kabuklu ve içi dolgun oluyor. Marketten aldıklarımın çoğu da muhtemelen bu çeşitti ama yerinde yediğim daha iri ve daha etliydi. Kurutma kalitesi de çok fark ediyor olabilir.
Bana ikram edilen incirler yeni sezonmuş. Uzun süre depoda beklememiş. Belki de en büyük fark burada. Çünkü bayat kuru incirle taze kurutulmuş olan arasında ciddi lezzet farkı var.
Ama dürüst olmak gerekirse şunu da söyleyeyim:
Aydın inciri mucizevi bir şey değil. Eğer kaliteli bir üreticiden iyi saklanmış incir alırsanız başka bölgelerde de gayet iyi ürün bulabilirsiniz. Fark “uçurum” seviyesinde değil ama dikkatli bir damak için ayırt edilebilir bir kalite farkı var diyebilirim.
Benim deneyimimde en belirgin fark:
“Bu Aydın’ın sarılop inciri” dediler. Daha ilk bakışta rengi dikkat çekiciydi; açık kehribar tonu, hafif buruşuk ama dolgun bir görüntü. Elime aldığımda düşündüğümden daha yumuşaktı. Isırdığım an dışı ince kabuklu ama içi yoğun, bal gibi bir aromayla doluydu. Şekerli ama baymayan bir tat. Hani bazı kuru incirler sert olur, çiğnerken yorulursunuz ya; bunda öyle bir durum yoktu. Lifli ama rahatsız etmeyen bir dokusu vardı.
Peki gerçekten farkı var mı, yoksa bulunduğu yerde yemenin psikolojik etkisi mi?
Objektif değerlendirmeye çalışırsam birkaç noktada ayrışıyor:
İklim ve Toprak Etkisi
Aydın’ın Büyük Menderes havzası hem sıcak hem de nem dengesi açısından incir için çok uygun. Gündüz sıcak, gece nispeten serin. Bu da meyvenin şeker oranını artırırken aromayı da yoğunlaştırıyor deniyor. Tattığım incirde gerçekten belirgin bir aroma derinliği vardı.
Sarılop Çeşidi
Türkiye’de en çok ihraç edilen incir türü sarılop. İnce kabuklu ve içi dolgun oluyor. Marketten aldıklarımın çoğu da muhtemelen bu çeşitti ama yerinde yediğim daha iri ve daha etliydi. Kurutma kalitesi de çok fark ediyor olabilir.
Tazelik ve Kurutma Şekli
Bana ikram edilen incirler yeni sezonmuş. Uzun süre depoda beklememiş. Belki de en büyük fark burada. Çünkü bayat kuru incirle taze kurutulmuş olan arasında ciddi lezzet farkı var.
Ama dürüst olmak gerekirse şunu da söyleyeyim:
Aydın inciri mucizevi bir şey değil. Eğer kaliteli bir üreticiden iyi saklanmış incir alırsanız başka bölgelerde de gayet iyi ürün bulabilirsiniz. Fark “uçurum” seviyesinde değil ama dikkatli bir damak için ayırt edilebilir bir kalite farkı var diyebilirim.
Benim deneyimimde en belirgin fark:
- Daha yumuşak doku
- Daha yoğun ama dengeli şeker oranı
- Çekirdeklerin ağızda rahatsız etmemesi
- Ağızda kalan hafif balımsı aroma
- Gerçekten Aydın inciri diğerlerinden belirgin şekilde üstün mü?
- Yoksa işin içinde coğrafi işaret ve pazarlama gücü mü var?
- Aydın dışında “Şu incir daha iyiydi” dediğiniz bir yer oldu mu?