
“En deli sevdaları yaşarım uykusu geçerken.”

(Mehmetçik – Zap Suyu Şiiri)
Terör bölgesinde savaşan Mehmetçiğin duygularını dile getiren Zap Suyu şiirinin bu mısrasında, ileri hat karakolunda nöbet tutan bir askerin iç dünyası anlatılmaktadır. Uykuya direnilen, uyku ile uyanıklık arasında kalınan bu an; askerin en savunmasız, en kırılgan ve en aciz olduğu zamandır. Aynı zamanda bu, hem kendi canının hem de nöbet tuttuğu silah arkadaşlarının canının en fazla tehdit altında olduğu andır.
Uykunun bastırdığı, iradenin zorlandığı bu vakitte asker; bir yandan uykuya karşı zapt edilemez bir zaaf yaşarken, diğer yandan sorumluluğunun ağırlığını omuzlarında hisseder. Canının emanet edildiği silah arkadaşları, vatanı ve mukaddes değerler zihninde iç içe geçer.
İşte bu iç mücadele sırasında Mehmetçik, vatanına karşı tarif edemediği, yeni ve “deli sevdalar” yaşar. Bu an, onun kutsala yöneldiği; vatana, dine ve Yaradan’a olan sevgisinin derinleştiği bir feyiz hâlidir. Uykusuzluğun ve tehlikenin ortasında, kalbinde büyüyen bu sevda onu ayakta tutar.
Nitekim bu hâl, dinî kaynaklarda da büyük bir değerle ifade edilmiştir:
“Allah yolunda hudutta bir gün nöbet tutmak, başka yerlerde bin gün nöbet tutmaktan daha hayırlıdır.”
(Tirmizî, Fezâilü’l-Cihâd 26; Nesâî, Cihâd 39)
“Hudutta Allah yolunda nöbet tutanlar dışında her ölenin ameli sona erdirilir. Hudutta nöbet tutarken ölenin yaptığı işlerin sevabı kıyamet gününe kadar artarak devam eder.”
(Ebû Dâvûd, Cihâd 15; Tirmizî, Fezâilü’l-Cihâd 2)
(Şerhi tarafımca yapılmıştır)