Neden Asosyal Olmalıyız?

turgutkuzan

Teğmen
Katılım
9 Mar 2024
Mesajlar
866
Beğeni
484
Puanları
793
1/3
Konu sahibi
Neden asosyal olmalıyız?

Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerinize olsun.

Asosyal kelimesinin sözlük anlamı “sosyal olmayan” dır. Bu tanım toplumla ilişki / iletişim içinde olmayan kişileri tanımlar.
Günümüzde asosyal kelimesi toplumla internet üzerinden ilişki / iletişim kuran kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Bu tanım için asosyal yerine e-sosyal (elektronik -destekli- ilişki / iletişim) kelimesini kullanmak daha doğru olur.

Tanımlamadaki bu özellik dikkate alındığında, günümüzde toplumla iletişimin azalmadığı, aksine BİÇİM DEĞİŞTİREREK arttığı gözlemlenebilir.
İnternet ortamında bir forumdaşımın mesajına cevap olarak şu ifadeyi kullanmıştım:

Alıntı
Bilgisayarın sosyal becerilere kapalı bir nesil oluşturduğu bir ÖN YARGIDIR.
Sadece klasik sosyal becerileri ortadan kaldırmakta, KENDİ SOSYAL BECERİ SİSTEMİNİ hayat hakim kılmaktadır.
Yeni nesil, bilgisayar kullanarak YAZAN, ÇİZEN, KONUŞAN bir nesil olacaktır. Siz aksini tercih etseniz de ! 🙂
Bilgisayarı hayatın merkezine alan nesil, kendisinden sonraki (muhtemelen) bilgisayarsız neslin de hazırlayacısı olacaktır.
Toplumlar dinamik yapıdadır, her alanda olduğu gibi ilişki / iletişim kurma alanında da gelişmeler / değişmeler olması kaçınılmazdır.
Gelişime / değişime direnmek zarar getirir.
Gelişmenin devam edebilmesi için mevcut gelişmenin / değişmenin benimsenip, yerini daha iyisinin alması için çaba gösterilmesi gerekir.

Daha iyi bir iletişim / ilişki yönetminin ortaya çıkması için mevcut iletişim / ilişki yönetminin maksimum seviyede kullanılması, İHTİYACI KARŞILAYAMAYACAK seviyeye gelmesi / getirilmesi gerekir.

Yakın zamanda okuduğum bir kitapta şu cümle mevcut :

Alıntı
- İnsanlar konuşmak dışında, herhangi bir şekilde iletişime geçemeyecek kadar İLKEL bir canlı mı? Yani basit bir verici kadar bile olamıyor muyuz? Elbette hayır.
Beynimizin çeşitli dalgalar üretebildiği bilimsel bir gerçek. Bu beyin dalgaları ışık hızından bile hızlı hareket eder. Yani zamandan bağımsızdır.
Zamandan, mekandan bağımsız bir iletişim / ilişki yönetminin ortaya çıkabilmesi için mevcut iletişim / ilişki yönteminin ihtiyacı karşılayamaz duruma gelmesi gerekiyor.

Yaşasın asoysallik (e-sosyallik), kahrolsun sosyallik ! 🙂
 
Neden asosyal olmalıyız?

Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerinize olsun.

Asosyal kelimesinin sözlük anlamı “sosyal olmayan” dır. Bu tanım toplumla ilişki / iletişim içinde olmayan kişileri tanımlar.
Günümüzde asosyal kelimesi toplumla internet üzerinden ilişki / iletişim kuran kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Bu tanım için asosyal yerine e-sosyal (elektronik -destekli- ilişki / iletişim) kelimesini kullanmak daha doğru olur.
Burada sizlere belirli bir yere kadar katılsam da sosyal mecraları kullanan bireylerde mecra içeriğinin tüketimine bağlı olarak sosyallikte düşüş de görülebilmekte. (ek-2 sonuç ve tartışma bölümünü okumanızı tavsiye ederim.)

Bu uygulamaların geleneksel medyaya oranla daha bağımlılığa sebep olduğunu birkaç makalede okuduğumu hatırlıyorum, sizlerde büyük ihtimalle bunu onaylayacaksınızdır.
Sosyal medya uygulamalarında ne yaptığınız aslında sizin söylediğiniz "
e-sosyal" ve "asosyal" arasındaki farkı ayırt etmek için dikkat edilmesi gereken bir unsurdur. Bağımlılığa sebebiyet veren unsurlar ise zaten insanları sosyalleşmeden istediklerini elde etme şansını vermektedirler.

Tanımlamadaki bu özellik dikkate alındığında, günümüzde toplumla iletişimin azalmadığı, aksine BİÇİM DEĞİŞTİREREK arttığı gözlemlenebilir.
İnternet ortamında bir forumdaşımın mesajına cevap olarak şu ifadeyi kullanmıştım:


Bilgisayarın sosyal becerilere kapalı bir nesil oluşturduğu bir ÖN YARGIDIR.
Sadece klasik sosyal becerileri ortadan kaldırmakta, KENDİ SOSYAL BECERİ SİSTEMİNİ hayat hakim kılmaktadır.
Yeni nesil, bilgisayar kullanarak YAZAN, ÇİZEN, KONUŞAN bir nesil olacaktır. Siz aksini tercih etseniz de ! 🙂
Bilgisayarı hayatın merkezine alan nesil, kendisinden sonraki (muhtemelen) bilgisayarsız neslin de hazırlayacısı olacaktır.


Toplumlar dinamik yapıdadır, her alanda olduğu gibi ilişki / iletişim kurma alanında da gelişmeler / değişmeler olması kaçınılmazdır.
Gelişime / değişime direnmek zarar getirir.
Gelişmenin devam edebilmesi için mevcut gelişmenin / değişmenin benimsenip, yerini daha iyisinin alması için çaba gösterilmesi gerekir.

İletişimin biçim değiştirdiği kesinlikle doğrudur ancak toplum ile olan iletişimin arttığına dair bir kanıt bulamadığımı bildirmek isterim. Sosyal mecralarla birlikte iletişim sözlü ve sözsüz iletişim'den yazılı iletişime doğru kaymıştır. Zaten sosyal medyaları ağırlıklı olarak kullanan insanlara "asosyal" denmesinin sebeplerinden biri de bu kişilerin sözlü ve sözsüz iletişimlerinin diğer kişilere oranla daha zayıf olmasıdır. Yüz yüze iletişimde kullandığımız sözlerin iletişime katkısı ses tonu ve vücut dilinize oranla düşük kalmaktadır.
1772791857700.png


Daha iyi bir iletişim / ilişki yönetminin ortaya çıkması için mevcut iletişim / ilişki yönetminin maksimum seviyede kullanılması, İHTİYACI KARŞILAYAMAYACAK seviyeye gelmesi / getirilmesi gerekir.
Bu söylediğiniz ifade bana doğru gelmese de ne destekleyecek ne de karşı çıkacak bir argüman bulamadım.
Yakın zamanda okuduğum bir kitapta şu cümle mevcut :

- İnsanlar konuşmak dışında, herhangi bir şekilde iletişime geçemeyecek kadar İLKEL bir canlı mı? Yani basit bir verici kadar bile olamıyor muyuz? Elbette hayır.
Hayır değiller, sadece konuşarak karşı tarafa vereceğiniz mesajın yaklaşık yarısını aktarabilirsiniz. Bir mesajı dinlerken de aktarırken de elinizdeki en büyük kozunuz (iletişim yolunuz) beden dilinizdir. Yaptığınız mimikler ve el hareketleri, gözünüzün baktığı yer gibi bir sürü unsur ile iletişim kurmanızı sağlar.

Beynimizin çeşitli dalgalar üretebildiği bilimsel bir gerçek. Bu beyin dalgaları ışık hızından bile hızlı hareket eder. Yani zamandan bağımsızdır.
Bu cümlede araya girmek istiyorum, beynimizin fiziksel olarak elektromanyetik dalgalar ürettiği doğrudur. (Elektrik akımı olan her şey alan üretir bu alan da dalga üretebilir.) Ancak bu dalgaların evrenin üst limiti olan ışık hızından daha hızlı olacağına dair bir kanıt bildiğim kadarı ile yoktur. (Ancak bu bilgiler elimizdeki kabul ettiğimiz teoriler ve gözlemler dahilindedir.)
Zamandan, mekandan bağımsız bir iletişim / ilişki yönetminin ortaya çıkabilmesi için mevcut iletişim / ilişki yönteminin ihtiyacı karşılayamaz duruma gelmesi gerekiyor.

Yaşasın asoysallik (e-sosyallik), kahrolsun sosyallik ! 🙂


Sosyal mecraların ve internetin aramıza dahil olması ile birlikte sosyalleşme imkanları artmış, birileri ile iletişime geçme kolaylaşmış olmasına rağmen şu anki popüler platformların çoğu iletişimin en kısıtlanmış hallerinden birinde hizmet sunmaktadırlar. Asosyallik kavramının kullanılmasının sebeplerinden biri de bu kişilerin kısıtlı iletişime alışmış olup gerçek dünyadaki yüz yüze iletişimdeki diğer etkenlerden sakınmalarıdır.

Bana sorarsanız komple dışadönük olmak yerine sadece dışarıda iletişim kurar iken sıkıntı yaşanmayacak bir kademede sosyal olmak yeterlidir.

Bu arada ek-1'de sosyal medyanın genel olarak iletişime etkisi ile alakalı, ek-2'te sosyal medyanın aile içindeki iletişime etkisi ile alakalı makaleler bulunmaktadır.
 

Ekli dosyalar

Burada sizlere belirli bir yere kadar katılsam da sosyal mecraları kullanan bireylerde mecra içeriğinin tüketimine bağlı olarak sosyallikte düşüş de görülebilmekte. (ek-2 sonuç ve tartışma bölümünü okumanızı tavsiye ederim.)

Bu uygulamaların geleneksel medyaya oranla daha bağımlılığa sebep olduğunu birkaç makalede okuduğumu hatırlıyorum, sizlerde büyük ihtimalle bunu onaylayacaksınızdır.
Sosyal medya uygulamalarında ne yaptığınız aslında sizin söylediğiniz "
e-sosyal" ve "asosyal" arasındaki farkı ayırt etmek için dikkat edilmesi gereken bir unsurdur. Bağımlılığa sebebiyet veren unsurlar ise zaten insanları sosyalleşmeden istediklerini elde etme şansını vermektedirler.



İletişimin biçim değiştirdiği
kesinlikle doğrudur ancak toplum ile olan iletişimin arttığına dair bir kanıt bulamadığımı bildirmek isterim. Sosyal mecralarla birlikte iletişim sözlü ve sözsüz iletişim'den yazılı iletişime doğru kaymıştır. Zaten sosyal medyaları ağırlıklı olarak kullanan insanlara "asosyal" denmesinin sebeplerinden biri de bu kişilerin sözlü ve sözsüz iletişimlerinin diğer kişilere oranla daha zayıf olmasıdır. Yüz yüze iletişimde kullandığımız sözlerin iletişime katkısı ses tonu ve vücut dilinize oranla düşük kalmaktadır.
Ekli dosyayı görüntüle 112942


Bu söylediğiniz ifade bana doğru gelmese de ne destekleyecek ne de karşı çıkacak bir argüman bulamadım.

Hayır değiller, sadece konuşarak karşı tarafa vereceğiniz mesajın yaklaşık yarısını aktarabilirsiniz. Bir mesajı dinlerken de aktarırken de elinizdeki en büyük kozunuz (iletişim yolunuz)
beden dilinizdir. Yaptığınız mimikler ve el hareketleri, gözünüzün baktığı yer gibi bir sürü unsur ile iletişim kurmanızı sağlar.


Bu cümlede araya girmek istiyorum, beynimizin fiziksel olarak elektromanyetik dalgalar ürettiği doğrudur. (Elektrik akımı olan her şey alan üretir bu alan da dalga üretebilir.) Ancak bu dalgaların evrenin üst limiti olan ışık hızından daha hızlı olacağına dair bir kanıt bildiğim kadarı ile yoktur. (Ancak bu bilgiler elimizdeki kabul ettiğimiz teoriler ve gözlemler dahilindedir.)



Sosyal mecraların ve internetin aramıza dahil olması ile birlikte sosyalleşme imkanları artmış, birileri ile iletişime geçme kolaylaşmış olmasına rağmen şu anki popüler platformların çoğu iletişimin en kısıtlanmış hallerinden birinde hizmet sunmaktadırlar. Asosyallik kavramının kullanılmasının sebeplerinden biri de bu kişilerin kısıtlı iletişime alışmış olup gerçek dünyadaki yüz yüze iletişimdeki diğer etkenlerden sakınmalarıdır.


Bana sorarsanız komple dışadönük olmak yerine sadece dışarıda iletişim kurar iken sıkıntı yaşanmayacak bir kademede sosyal olmak yeterlidir.

Bu arada ek-1'de sosyal medyanın genel olarak iletişime etkisi ile alakalı, ek-2'te sosyal medyanın aile içindeki iletişime etkisi ile alakalı makaleler bulunmaktadır.
 
Konu sahibi
Allah (c.c.) rahmeti, selamı ve bereketi üzerimize olsun.

Hayır değiller, sadece konuşarak karşı tarafa vereceğiniz mesajın yaklaşık yarısını aktarabilirsiniz.
Bir mesajı dinlerken de aktarırken de elinizdeki en büyük kozunuz (iletişim yolunuz)
beden dilinizdir.
Yaptığınız mimikler ve el hareketleri, gözünüzün baktığı yer gibi bir sürü unsur ile iletişim kurmanızı sağlar.
Mesajımla ilgili detaylı analiziniz beni ziyadesiyle memnun etti, ☺️ çok teşekkür ederim.🙏
Allah (c.c.) razı olsun. 🤲
Eklerin tamamını, inşaAllah oruç olmadığım bir dönemde okumak üzere arşivledim.📖🗃️
Mesajımdan yüz mimiklerimi ve beden dilimi GÖREBİLDİĞİNİZİ umut ediyorum.

Mesajımdaki amaç, "Zamandan, mekandan bağımsız bir iletişim / ilişki" yönteminin nasıl bir şey olabileceği konusunda DÜŞÜNDÜRMEKTİR.

Amaca yönelik verilen bilgiler, tartışmaya açıktır ve % 100 doğrudur şeklinde bir İDDİAM yoktur.

Işık hızının, evrenin üst limiti olduğu görüşü eskisi kadar ilgi görmüyor. Bu hususta takyon konusunu araştırmanızı tavsiye edebilirim.

Neşat Ertaş'ın Gönül Dağı isimli şarkısının "Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez" bölümünü hatırlatmak isterim.
Neşat Ertaş'ın görülmez dediği yola bazıları telepati demektedir. Bazıları rabıta demektedir.
Ya da durugörü, önsezi, Hissi kablel vuku gibi kelimelerle anlatılmaya çalışılan bir iletişim yöntemi var.
Bu yöntemin beyin dalgaları olması İHTİMAL dahilindedir.
Bununla birlikte başka bir VARLIK olması İHTİMALİNİ de gözardı etmemeliyiz.

İnşaAllah, forumdaşlarımın ileri seviye iletişimin nasıl olabileceği konusunda düşünmelerine vesile olabilirim.
 
Geri
Üst Alt