Roma medeniyeti, sanayi devrimi, Almanyanın gelişimi, son dönem Türkiye örneklerini vererek tezimi ortaya koymak istiyorum.
İslam karşıtı ateist kesimlerin en çok kullandığı argümanlardan birisi de İSLAM DİNİ NEDEN KÖLELİĞİ KALDIRMADI. Evet islam dini köleliği kaldrımadı. Ancak köleliğin kaldırılması ve bireyin insani hakları için o devre göre devrimsel bir yenilik yaptı. Bugün bile kölelik çeşitli şekillerde devam ederken, o ilkel vahşi barbar eski dönemlerde insanhakalrı konusunda olağanüstü devrimci bir yakalşım sergilemiştir islam dini. Bunun detaylarına girmeden kendi tezimi ortaya koymak istiyorum.
*** Roma Medeniyeti:
Binalar yollar bahçeler devlet sistemi toplum düzeni gibi konularda roma medeniyeti çokça övülür. Ancak bu üstünlük yanında, insan hakları konusunda ise ironik bir şekilde son derece katıdır. Dünya tarihi boyunca bugün de devam eden kast sistemi yüzünden, insanca yaşam mümkün değildi. Zenginler çok fazla zengin, fakirler çok fazla fakir.
Bildiğimiz bu insanlara arasındaki statü farkı uçurum gibiydi.
Bugün zaman makinesi olsa o döneme gitsek hiç de mutlu olmayacağımız kesin. Bir taraf arap şeyhleri gibi lüks ve israf içinde, d,ğer taraf amerika avrupadaki evsizler gibi sefalet içinde.
*** Sanayi devrimi:
Bsş döndürücü hızla gelişen bilim veteknoloji insanlara çeşitli nimetler sundu. Ancak bunun yanında insanları şehir denilen açık hava hapishanelerine, apartman denilen hücrelere tıktı. Boğaz tokluğuna fabrikalarda çalışan milyonlarca köle. Şehrin ışıkları ve gürültüsü içinde, beton ve asfalt arasına sıkışmış hayatlar. Ömrünün yarısını çalışarak geçiren insan ev araba sahibi olabilse de, vergiler ve yaşam koşulları nedeniyle neredeyse ömrünün sonuna kadar köle gibi çlaışmak zorunda. En küçük bir aksaklık insanın tüm hayat düzenini yıkmaya yetiyor.
Amerikada zengin ien bir anda sokaa düşen evsizler, japonyada 3 metrekare evde hayatını sürdürmeye çalışan bireyler vs...
*** Almanyanın gelişimi
Almanyanın sanayi gelişimi bize çok çarpıcı bir örnek sunmaktadır. Kalifiye eleman ihtiyacı. Bir insan hayatını sürdürmek için kusursuz bir robot gibi çalışmalıdır. En ufak bir kusur ve hata kabul edilemez. Burada önümüze çarpıcı bir gerçek çıkıyor. Eğer vasıfsız veya asgari ücretli iseniz hayatınızı sürdürmeniz imkansız. Çünkü bu seviyedeki insanlara sağlanan sosyal haklar kölelikten farksız.
Almanya bu sorunu çözmek için Türkiyeden binlerce insanı göçmen olarak kabul etti. Türkleri sevdikleri için almadılar. Tam tersine kendi vatandaşına yaptıramadığı alt düzey işlerde köle olarak çalıştırmak için kullandılar.
Gurbetçi olarak giden vatandaşlarımız tabii ki türkiye şartlarına göre çok iyi koşullarad yaşadılar. Ancak orada çektikleri sıkıntılar gördükleri mobbing ayrımcılık ve ırkçılık örneklerini bir düşünün derim.
Sanayi devriminin getiridği gelişim, asgari ücretli - vasıfsız milyarlarca insanı köle olmaya mahkum etti. İnsnlar da bunu kabul etti. Herkes daha iyi koşullar için okul şart demeye, üniversiteye gitmeye başladı. Bu yüzden neredeyse tüm dünya üniversite mezunu çöplüğü.
Burada çok büyük bir ikilem var. Sanayi devrimi öncesinde insanlar yeteri kadar toprağı varsa tarım ve hayvancılık ile kendi kendine yatan sürdürülebilir bir hayat yaşıyordu. Ancak sanayi devrimi tüm dünyada tarım ve hayvancılığın belini kırdı. İnsanlar köyleri çiftlikleri bırakıp şehre göçmeye başladı.
Son dönem Türkiye: Almanyanın 60 - 80 yıl önce başladığı gelişim sürecini şimdi de Türkiye yaşıyor. Ancak farkında msıınız bilmem, aynı şekilde biz de yurtdışından işçi getiriyoruz. Zonguşdak maden inşaatlarında yüzlerce çinli işçi çalıştırıldı. İstanbul havalimanı inşaatında yüzlerce kamyon şoförü adını bile bilmediğimiz asya ülkelerinden getirildi. Suriyeliler göç edince ucuz işçi olarak herkes tarafından kullanıldı?
Peki neden? Asgari ücret artı sigorta yükü birçok işletme için çok büyük maliyet. İşçi maliyetini çok daha fazla düşürmek için yabancı işçi çalıştırmak tıpklı eski almanya gibi bizde de moda oldu. İnsanlar ev temizlşği çocuk bakıcılığı vs için rus ukraynalı veya kafkas türkü göçmenleri kullandılar.
***
***
***
Bakın tüm dünyada muazzam gelişme ve ilerleme var. Ancak bu gelişme içinde ALT DÜZEY EMEKÇİ KESİMin insan olarak değeri neredeyse bir köpek kadar yok. Bu yüzden de asgari ücretli - vasıfsız insanlar heryerde köle gibi kullanılıyor.
Fabrikalar, inşaat şantiyeleri böyle. Küçük esnaftan büyük holdinglere kadar alt düzey işçiyi köle olarak kullanıyor.
Devletler ise bu insanların koşullarını iyileştirmek yerine daha çok vergi alıp boğazını sıkma derdinde.
***
1400 yıl önce teşvik edilen köle azat etme sayesinde birçok insan özgrülüğüne kavuşmuştur. geçen zamanla birlikte bu, eski dönem köleliğin neredeyse bitme noktasına gelmesini sağladı. Ancak gelişen ve değişen dünya köleliği çok farklı şekillerde yinekarşımıza çıkarıyor.
Avrupa haydutlarının asya afrika avusturalya ve amerika yerlilerine neler yaptığı hepimizce malum. Bu vahşet ve bedava işgücü sayesinde avrupa zenginleşti, devasa bir de amerika şeytanı ortaya çıktı.
İslam dinindeki sadaka ve zekat ise servetin zenginden fakire akmasını sağlayarak kast uçurumu makasını kaptamaya çalışıyor.
Bugün müslüman ülkelerin hepsi zengin vahşi barbar batı medeniyetlerinin kölesi durumunda. Bu yüzden zengin de olsai fakir de olsa müslüman ülkelerde kast ssitemi aynen yaşanıyor.
Zengin arapların körfez ülkelerinde de, fakir ceayir ve azerbayacan gib ülkelerde de kast sistemi yüzünden sınıflar arasında uçurum var.
***
Her zaman sorulan soru şu: islam bu kadar iyi ise neden müslüman ülkeler sefalet içimde? Toplumlar ya islamı doğru anlayamıyor, yaşayamıyor; ya da baskıcı siyasi sistemler yüzünden insanlar islam dinni yaşayamıyor.
Dünyada hangi ülkeye gitseniz hangi toplumun içine girseniz aynıo sorunları farklı şekillerde görürsünüz. islamı doğru anlayıp dığru yaşadığımız zaman toplumssal sorunların üstesinden gelebiliriz.
***
Daha iyi bir yaşam için eğitim şart.
Daha iyi bir yaşam için üniversite şart.
Daha iyi bir yaşam için yabancı dil şart.
Daha iyi bir yaşam için sınavlarda yüksek puan almak şart.
Tüm bu şartları sağlaamk için insanlar delirmiş gibi birbiriyle yarışıyor.
Yarışta başarılı olsanız bile karşınıza rüşvet torpil mülakat hemşehricilik referansçılık giriyor. gerçekten çok iyi eğitim tecrübe ve yabancı dil olsa bile, büyük holdingler bile TANIDIK REFERANS ile sizi eziyorlar. Vasıfsız bir tanıdık her zaman üstün vasıflı bir bireyin önüne geçiyor.
Gittiğiniz her yerde bu gerçeklik yüzünüze çarpıyor.
Zaman ayırı sabredip yazıyı tümüyle okuyan çok az kişi çıkacaktır. Ancak onların da çoğunun siyasi vs nedenlerle karşı çıkacağına eminim.
Bununla birlikte bu yazıdan herhangi bir maddeyi alıp makul bir şekilde antiez ortaya koyup savunabilecek insan çok nadirdir.
Burada herhangi bir taraf tutmadan hayatım boyunca edindiğim tecrübelerimi aktarmaya çalıştım. Maalesef hayatın gerçekleri böyle.
Gençler iş beğenmiyor.
Sigortalı bir iş bul.
Sanayiye git fabrikaya başvur.
Diyen insanların çoğu da sisteme uyum sağlamayı köle olmayı kanıksamış insanlar. Sömürülen kendi evlatları yakınları olsa dahi, sömürü düzenini savunan ve koruyan insanlar maalesef. Sistemi eleştirmek yerine sisteme uyum sağlamayı kabullenmiş bireyler.
Bu insanların gerçekten özgür düşünceye özgür akla sahip olduğunu söylemek mümkün değil.
Çoğu zaman muhafazakar dayı tüplemesi olarak gördüğümüz bu insanlar kendileri de çaresizlik içinde aynı tezgahtan geçmişler çünkü.
İslam karşıtı ateist kesimlerin en çok kullandığı argümanlardan birisi de İSLAM DİNİ NEDEN KÖLELİĞİ KALDIRMADI. Evet islam dini köleliği kaldrımadı. Ancak köleliğin kaldırılması ve bireyin insani hakları için o devre göre devrimsel bir yenilik yaptı. Bugün bile kölelik çeşitli şekillerde devam ederken, o ilkel vahşi barbar eski dönemlerde insanhakalrı konusunda olağanüstü devrimci bir yakalşım sergilemiştir islam dini. Bunun detaylarına girmeden kendi tezimi ortaya koymak istiyorum.
*** Roma Medeniyeti:
Binalar yollar bahçeler devlet sistemi toplum düzeni gibi konularda roma medeniyeti çokça övülür. Ancak bu üstünlük yanında, insan hakları konusunda ise ironik bir şekilde son derece katıdır. Dünya tarihi boyunca bugün de devam eden kast sistemi yüzünden, insanca yaşam mümkün değildi. Zenginler çok fazla zengin, fakirler çok fazla fakir.
Bildiğimiz bu insanlara arasındaki statü farkı uçurum gibiydi.
Bugün zaman makinesi olsa o döneme gitsek hiç de mutlu olmayacağımız kesin. Bir taraf arap şeyhleri gibi lüks ve israf içinde, d,ğer taraf amerika avrupadaki evsizler gibi sefalet içinde.
*** Sanayi devrimi:
Bsş döndürücü hızla gelişen bilim veteknoloji insanlara çeşitli nimetler sundu. Ancak bunun yanında insanları şehir denilen açık hava hapishanelerine, apartman denilen hücrelere tıktı. Boğaz tokluğuna fabrikalarda çalışan milyonlarca köle. Şehrin ışıkları ve gürültüsü içinde, beton ve asfalt arasına sıkışmış hayatlar. Ömrünün yarısını çalışarak geçiren insan ev araba sahibi olabilse de, vergiler ve yaşam koşulları nedeniyle neredeyse ömrünün sonuna kadar köle gibi çlaışmak zorunda. En küçük bir aksaklık insanın tüm hayat düzenini yıkmaya yetiyor.
Amerikada zengin ien bir anda sokaa düşen evsizler, japonyada 3 metrekare evde hayatını sürdürmeye çalışan bireyler vs...
*** Almanyanın gelişimi
Almanyanın sanayi gelişimi bize çok çarpıcı bir örnek sunmaktadır. Kalifiye eleman ihtiyacı. Bir insan hayatını sürdürmek için kusursuz bir robot gibi çalışmalıdır. En ufak bir kusur ve hata kabul edilemez. Burada önümüze çarpıcı bir gerçek çıkıyor. Eğer vasıfsız veya asgari ücretli iseniz hayatınızı sürdürmeniz imkansız. Çünkü bu seviyedeki insanlara sağlanan sosyal haklar kölelikten farksız.
Almanya bu sorunu çözmek için Türkiyeden binlerce insanı göçmen olarak kabul etti. Türkleri sevdikleri için almadılar. Tam tersine kendi vatandaşına yaptıramadığı alt düzey işlerde köle olarak çalıştırmak için kullandılar.
Gurbetçi olarak giden vatandaşlarımız tabii ki türkiye şartlarına göre çok iyi koşullarad yaşadılar. Ancak orada çektikleri sıkıntılar gördükleri mobbing ayrımcılık ve ırkçılık örneklerini bir düşünün derim.
Sanayi devriminin getiridği gelişim, asgari ücretli - vasıfsız milyarlarca insanı köle olmaya mahkum etti. İnsnlar da bunu kabul etti. Herkes daha iyi koşullar için okul şart demeye, üniversiteye gitmeye başladı. Bu yüzden neredeyse tüm dünya üniversite mezunu çöplüğü.
Burada çok büyük bir ikilem var. Sanayi devrimi öncesinde insanlar yeteri kadar toprağı varsa tarım ve hayvancılık ile kendi kendine yatan sürdürülebilir bir hayat yaşıyordu. Ancak sanayi devrimi tüm dünyada tarım ve hayvancılığın belini kırdı. İnsanlar köyleri çiftlikleri bırakıp şehre göçmeye başladı.
Son dönem Türkiye: Almanyanın 60 - 80 yıl önce başladığı gelişim sürecini şimdi de Türkiye yaşıyor. Ancak farkında msıınız bilmem, aynı şekilde biz de yurtdışından işçi getiriyoruz. Zonguşdak maden inşaatlarında yüzlerce çinli işçi çalıştırıldı. İstanbul havalimanı inşaatında yüzlerce kamyon şoförü adını bile bilmediğimiz asya ülkelerinden getirildi. Suriyeliler göç edince ucuz işçi olarak herkes tarafından kullanıldı?
Peki neden? Asgari ücret artı sigorta yükü birçok işletme için çok büyük maliyet. İşçi maliyetini çok daha fazla düşürmek için yabancı işçi çalıştırmak tıpklı eski almanya gibi bizde de moda oldu. İnsanlar ev temizlşği çocuk bakıcılığı vs için rus ukraynalı veya kafkas türkü göçmenleri kullandılar.
***
***
***
Bakın tüm dünyada muazzam gelişme ve ilerleme var. Ancak bu gelişme içinde ALT DÜZEY EMEKÇİ KESİMin insan olarak değeri neredeyse bir köpek kadar yok. Bu yüzden de asgari ücretli - vasıfsız insanlar heryerde köle gibi kullanılıyor.
Fabrikalar, inşaat şantiyeleri böyle. Küçük esnaftan büyük holdinglere kadar alt düzey işçiyi köle olarak kullanıyor.
Devletler ise bu insanların koşullarını iyileştirmek yerine daha çok vergi alıp boğazını sıkma derdinde.
***
1400 yıl önce teşvik edilen köle azat etme sayesinde birçok insan özgrülüğüne kavuşmuştur. geçen zamanla birlikte bu, eski dönem köleliğin neredeyse bitme noktasına gelmesini sağladı. Ancak gelişen ve değişen dünya köleliği çok farklı şekillerde yinekarşımıza çıkarıyor.
Avrupa haydutlarının asya afrika avusturalya ve amerika yerlilerine neler yaptığı hepimizce malum. Bu vahşet ve bedava işgücü sayesinde avrupa zenginleşti, devasa bir de amerika şeytanı ortaya çıktı.
İslam dinindeki sadaka ve zekat ise servetin zenginden fakire akmasını sağlayarak kast uçurumu makasını kaptamaya çalışıyor.
Bugün müslüman ülkelerin hepsi zengin vahşi barbar batı medeniyetlerinin kölesi durumunda. Bu yüzden zengin de olsai fakir de olsa müslüman ülkelerde kast ssitemi aynen yaşanıyor.
Zengin arapların körfez ülkelerinde de, fakir ceayir ve azerbayacan gib ülkelerde de kast sistemi yüzünden sınıflar arasında uçurum var.
***
Her zaman sorulan soru şu: islam bu kadar iyi ise neden müslüman ülkeler sefalet içimde? Toplumlar ya islamı doğru anlayamıyor, yaşayamıyor; ya da baskıcı siyasi sistemler yüzünden insanlar islam dinni yaşayamıyor.
Dünyada hangi ülkeye gitseniz hangi toplumun içine girseniz aynıo sorunları farklı şekillerde görürsünüz. islamı doğru anlayıp dığru yaşadığımız zaman toplumssal sorunların üstesinden gelebiliriz.
***
Daha iyi bir yaşam için eğitim şart.
Daha iyi bir yaşam için üniversite şart.
Daha iyi bir yaşam için yabancı dil şart.
Daha iyi bir yaşam için sınavlarda yüksek puan almak şart.
Tüm bu şartları sağlaamk için insanlar delirmiş gibi birbiriyle yarışıyor.
Yarışta başarılı olsanız bile karşınıza rüşvet torpil mülakat hemşehricilik referansçılık giriyor. gerçekten çok iyi eğitim tecrübe ve yabancı dil olsa bile, büyük holdingler bile TANIDIK REFERANS ile sizi eziyorlar. Vasıfsız bir tanıdık her zaman üstün vasıflı bir bireyin önüne geçiyor.
Gittiğiniz her yerde bu gerçeklik yüzünüze çarpıyor.
Zaman ayırı sabredip yazıyı tümüyle okuyan çok az kişi çıkacaktır. Ancak onların da çoğunun siyasi vs nedenlerle karşı çıkacağına eminim.
Bununla birlikte bu yazıdan herhangi bir maddeyi alıp makul bir şekilde antiez ortaya koyup savunabilecek insan çok nadirdir.
Burada herhangi bir taraf tutmadan hayatım boyunca edindiğim tecrübelerimi aktarmaya çalıştım. Maalesef hayatın gerçekleri böyle.
Gençler iş beğenmiyor.
Sigortalı bir iş bul.
Sanayiye git fabrikaya başvur.
Diyen insanların çoğu da sisteme uyum sağlamayı köle olmayı kanıksamış insanlar. Sömürülen kendi evlatları yakınları olsa dahi, sömürü düzenini savunan ve koruyan insanlar maalesef. Sistemi eleştirmek yerine sisteme uyum sağlamayı kabullenmiş bireyler.
Bu insanların gerçekten özgür düşünceye özgür akla sahip olduğunu söylemek mümkün değil.
Çoğu zaman muhafazakar dayı tüplemesi olarak gördüğümüz bu insanlar kendileri de çaresizlik içinde aynı tezgahtan geçmişler çünkü.
Son düzenleme: