Doğru, bir belediyenin sadece bilet ücretinden karlı toplu taşıma sistemi yönetmesi zaten mümkün değil. Bu yüzden toplu taşıma bir belediye hizmeti gibi yönetilip, giderleri belediyenin diğer girdilerinden sağlanıyor, örneğin hazine payı, vergi payı, bağış vs...
Para kazanmaktan kasıt aslında gideri azaltmak. Örneğin yolcu başına A noktasından B noktasına otobüsle giderken ki belediyenin gideri, gene yolcu başına A noktasından B noktasına metro ile giderken ki belediye giderinden azdır. Buradaki gider: her şeyi ile bitmiş metronun işletme gideridir yani inşaat bedeli kapsam dışıdır.
Belediye otobüsünün en büyük gideri trafikte geçirdiği zamandır ve bu zamanda taşıyamadığı yolcudur. Başlıktan sapmamak için örneğin gene M10'dan örnek verelim ve varsayalım ki MR-60 (Sabiha Gökçen - Pendik YHT) İETT hattı aktif olsun. 4'lü setli bir M10 treni ortalama 100 yolcuyu SAW'dan Pendik YHT'ye 10 dakikada ulaştırır. MR-60'da varsayalım ki 100 yolcu aldı ve SAW'dan Pendik YHT'ye 30 dakikada vardı. Varsayalım ki ara duraklarda inen ve binen yolcu sayısı da gözardı edilecek kadar az olsun. MR-60 ilk seferini tamamlarken M10 300 yolcu taşımış olur. MR-60 ilk döngüsünü tamamlarken M10 600 yolcu taşımış olur. Eğer MR-60 10 dakikada bir sefer veren bir otobüs hattı olsa bir tam döngü için hatta 6 araç olması gerekir. Yani 6 aracın işini bir metro treni karşılıyor. 1 metro treninin saatik gideri vs 6 İETT aracının saatlik gideri karşılaştırıldığında metronun, yolcu başına işletme giderinin otobüsten çok daha düşük olacağı görülecek.
Buraya kadar okuyan varsa helal olsun ben bile niye bu kadar yazdım anlamadım

. Özetle M10 açılsın da artık Kurtköy'den Pendik YHT'ye insan gibi ulaşalım.